Avucumda sıkı sıkı sakladığım söyleyemediklerim, ardımda uzun uzun yollar, eteklerim dalgalanır, yüzüm hüzünlenir, ıslanır da gözlerim hemen. Bilirim, hepsi çok sevmekten. Ne niyetler besler bu ruh, ne niyetler gizler bu akıl; uzansam şimdi sana, değer mi parmak uçlarım yere değen bakışlarına?
Zamanlarımı istedim Tanrıdan, sen geldin. Tüm zamanlarım sendin. Büyüdüm senin sırtını verip gittiğin yollarda; ardın, uçsuz bucaksız karanlık bana; yolun aydınlık sana. Bazen söyleyecek söz yoktur, yaşananın tatmini o kadar büyüktür ki, susmak kafidir. Anlamayacak olana diyeceğim yoktu da, anladığımla, beni benimle bırakmayanaydı suskunluğum, söyleyecek bir tek sözüm yoktu kendime dair. Bundandır gitme diyemeyişim; gittin. Yüreğinde baharlarım, yazlarım, yıllarım; ellerinde sana açtığım gelincikler... Sakinliğimin altında derin derin izler. Kanar bugünüm, dünüm ağırlaşır. Yetmez dökülenler, tuzu az gelir bu yaşların. Süzülürken yanaklarımdan delip geçmeli uzaklığın...
Kalırım geceye senden her gittiğimde. Dilimizde istemez ayrılışlar, yüreğimin ardında siyah beyaz yüzün, ruhumu delip geçen bakışların. Kalırım gecenin avuçlarına. Biraz öncenin sevinci, dönüşürken yalnızlığa; buram buram sen kokar avuçlarımın içi; baş edemem. Kalırım geceye uçarken kollarının arasından, sıyrılır zaman; kalırım yalnızlığıma, yalnızlığına... Saçlarımın arasında saçlarının teli, yanaklarımda ellerinin izi kalırım geceye, yüzümde üzüntüler, kalbimde biraz hüzün; sarılırım sana, uyanırım soluğunla sabaha...
Sen canıma can katarken, güneş hep doğduğu yerden batar burada.















































